• Beril Caymaz

Suruçlu Kadınların geleneksel inançları

Gelenekçi yönleriyle bilinen Suruçlu Kürt kadınlarının unutulmuş ve hâlihazırda devam eden ritüelleri derledim


Gelenek ve görenekler bir kültür bağı oluşturmaktadır. Bu bağ, toplumun bir arada ve beraberlik içinde yaşaması anlamına gelirken geleneklerin toplumun varlığını korumuş olduğuna işaret eder. Gelenekçi yapıları ile bilinen Kürt halkı hâlihazırda birçok gelenek mevcutken yöre halkının ekonomik durumlarının yetersizliğiyle yapılan göçler, değişen dünyayla paralel olarak unutulmasında büyük rol oynamıştır. Geleneğin oluşmasında toplumun yaşadığı yer, yaşam standartları, iklim koşulları, inanç gibi birçok faktörün etkisi olduğu da kabul edilir. Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde geniş düzlüklerin olması bölgede neredeyse var olan tek geçim kaynağın tarım için büyük bir avantaj iken, yaz kuraklığının şiddetli olması üretimi olumsuz etkiler.


“Şalûngê” Suyun kısıtlılığı veya hiç olmaması yöre halkının özellikle kadınlar üzerinde büyük olumsuzluklar doğurur. Bu kurak ve kısıtlılığı deneyimleyen Suruç’ta yaşayan 82 yaşındaki Yazı Ayçiçek, yağmur yağsın diye eskiden kadınlar ve çocuklarla birlikte “Şalûngê” adını verdikleri bir ritüeli şöyle aktardı: “ Suyumuz yoktu, barınmamız çok zordu. Köyde yaşarken ne hayvanlarımızı otlatabiliyorduk ne de tarımla uğraşabiliyorduk. Biz de bahar aylarında tasımızı tarağımızı toplayıp, develerle, hayvanlarımızla birlikte sulak alanlara gidip yaz mevsimini orada geçiriyorduk. Sonbahar aylarında köyümüze dönüyorduk. Kış olmasına rağmen yağmur yağmazdı köydeki kadınlarla toplanıp yağmur duasına çıkıyorduk. Bir tane eşeğe, yaşlı bir kadının pijamasını giydirip gözlerini kapatırdık. Köyümüzün yakınlarında Fırat nehrinden gelen bir su birikintisi vardı. Eşek ve çocuklarla birlikte oraya gidip gelirdik sonra ev ev gezerdik. Evlerden bulgur, biber, soğan, gibi yiyecek şeyler toplayıp yağmur yağsın diye. Topladıklarımızla yemek yapıp yerdik. Bunları yaparken hem dualar ederdik hem de maniler söylerdik. Öyle inanırdık, yağmurda yağardı.” ‘Şalûngê şalûngê ewrên reş û tarî ne dirûzî ne dibarî em hatine qulîng e tasek bulgur bidin me bila xwedê rahmete xwe bibarîne’ Beyaz ip ve iğneyle helallik almak İslamiyet’te bir borcun ödenmesi, yükten kurtulmak veya düğümü çözmek anlamına gelen helalleşme, müminlerin kul hakkından sakınma yollarından biri olarak tavsiye edilmektedir. Geleneğin oluşumda da baskın olan inanç sistemi, Kürt kültürü üzerinde de etkili olduğu gözlemleniyor. Suruç’ta halen yaşatılan bir diğer geleneksel ritüel olan beyaz yorgan ipi ve 2 dikiş iğnesini birbirlerine dağıtan yaşlı kadınlar helallik aldıklarını kabul ediyorlar. Yazı Ayçiçek, “ Burası köy olduğu için bazen her şey evde olmuyor, bizde kalabalık aileleriz. Komşudan akrabadan herhangi bir şey; bulgur, şeker, çay gibi ihtiyaçlarımızı alıp geri vermemek çok günah olur. Bazen unuturuz bazen evde olmaz deyip geri veremiyor olabiliyoruz. İnsan yaşlandığında bazı şeyleri unutabiliyor. Köydeki her kadına 2 metre beyaz yorgan ipi, 2 tanede küçük ve büyük iğne alıp dağıttım. Sadece bir kere yapılır büyüklerimizde öyle yapardı. Onu dağıtınca diğer kadınların üstünde hakkım varsa önceden aldığım bir iğne ip varsa ödemiş oluyorum. Eğer vermezsek ip diğer dünyada hesap sorar bizden. İp ve iğneler, aldığımız bulgurun, şekerin yerine bile geçer. Hakkımızı böylece öderiz birbirimize.” şeklinde ifade etti.




133 görüntüleme2 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör