• Beril Caymaz

Kürt Kadınlarının Manevi Kimliği “Deq”

Güncelleme tarihi: Eyl 28

Mezopotamya coğrafyasında özellikle 50 yaş üstü kadınlarda rastlanılan ve geleneksel dövme olarak kabul edilen ‘’Deq’’ günümüzde az uygulansa da, örneklerine rastlamak hala mümkün.


Dövmenin ilk defa kimler tarafından ve ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmese de, binlerce yıllık bir geçmişe sahip olduğunu söylemek mümkün.


Günümüzden yirmi yıl önce Avusturya-İtalya sınırında Alp Dağları’nda buzulların altında bulunan bir erkeğe ceset, yaşadığı dönemin birçok izini günümüze taşıyan bir kanıt olacaktı.


Beş bin yıl önce avcılık yaptığı esnada öldüğü düşünülen bu insana “Buz Adam Ötzi” adı verildi. Ötzi’nin buz sayesinde bozulmadan günümüze ulaşan vücudunda, farklı bölgelerinde 57 tane dövme tespit edildi. Bilim adamları bu dövmelerin dini ya da süs amaçlı olduğu düşünse de, yapılan incelemeler sonucunda, dövmelerin özellikle vücutta kemik erimelerinin yoğun yaşandığı bölgelere, sağlık için yapıldığı tespit edildi. Beş bin yıl sonra, dövmeler sayesinde Ötzi’nin kemik erimesinden muzdarib olduğu anlaşıldı.


Dünyanın birçok yerinde yüzyıllardır yapılan dövme, Araplarda wesm, Avrupalılarda tattoo Kürtlerde ise “Deq” olarak isimlendiriliyor.


Ömür boyu bedenden silinmeyen dövmelere, farklı kültürlerde değişik anlamlar yükleniyor. Deq’in, Mezopotamya bölgesinde Umut, sağlık, inanç, şans, güç, estetik ve güzel görünmek gibi birçok anlamı var.


Deq’i dövmeden hangi özellikler ayırıyor?


Deq’i yapan kadına ‘Dekkake’ yaptırana da ‘Medkuke’ deniliyor.


Deq’i diğer dövmelerden ayıran en belirgin özellik ise, yeni kız çocuk doğurmuş bir annenin sütü ile yapılıyor olması. İnanışa göre bu sayede annenin doğurganlığı kız çocuğuna geçiyor ve bu bir çeşit hayır duası olarak kabul ediliyor.


Süt temin edildikten sonra kadınların ateşte yemek yaptıkları tencerenin altındaki is ile karıştırılır ve bu karışım iğne yardımıyla derinin altına, kişinin istediği figürler ile bedene işlenir.


Acılı bir işlemle bedene çizilen deq, bir haftada iyileşiyor ve mavi ya da yeşil rengine bürünen deq artık bir ömür bedenden silinmiyor.


Deq, sıklıkla çene, alın, yanak, kol, ayak bileği, boyun ve göğüslere işleniyor. Ceylan, hac, üç nokta, güneş, yıldız, kuş bir anlamı olan figürler tercih edilenlerin başında geliyor.


“Deq, benim için nakıştır”


Her kültürün, yörenin kendi inanç anlayışına göre yapılan dövmeler, Mezopotamya’nın kırsal kesimlerinde yaşayan kadınların, güzel görünmek ve ya şans için, kimi zaman da nazara karşı bedenlerine bu motiflerden işledikleri biliniyor.


Haç sembolü, Hristiyanların kutsalı olsa da, islam inancındaki bazı kadınların da deq ile bedenlerine haç işareti çizdiklerini görebiliyoruz. Tabi bu sembolün onlar için anlamı, Hristiyan inancından farklı. Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde yaşayan 68 yaşındaki Feride Caymaz da, bedeninde haç sembolü olan bir deq taşıyor. Koluna yapılan haç işaretine “Siwîlkî” olarak adlandırıldığı bilgisini veriyor.


“Eskiden kadınlar bir araya toplanıp yaparlardı. Ben yedi yaşımdayken ablam bana yapmıştı, neden bu şekli yaptığımı hatırlamıyorum ama ablam ‘bu sana hep şans getirecek’ derdi. Yaparken çok ağladım, korktum. Sonra annem gelip görünce kızmıştı zaten ama hala kolumda duruyor. Deq, benim için nakıştır, bana nakşedildi.”


“Ceylanlar gibi güzel görünelim”


Toplumda kabul görüp günümüze kadar gelen deq, kültür tarihi içinde yerini almış olsa da, bazı bölgelerde bu uygulama günah olarak kabul ediliyor.



Suruç’ta yaşayan 75 yaşındaki Dursun Caymaz, vücudunun çeşitli bölgelerinde bulunan deq hakkında bize şunları anlatıyor:


“Ben 8-10 yaşlarındayken, köyümüze dilenmek için ‘qereçî’ dediğimiz kadınlar gelirdi. O kadınların ve çocuklarının ellerinde yüzlerinde deqleri görürdük. Onlar da büyüklerimize yapardı. Üvey annem, halam ve teyzelerimde de vardı. Aslında günahmış, köydeki kadınlar bunu yapan insanların öldükten sonra çekiçle derilerinin ezileceğini anlatırdı.’’


Bu söylencelere rağmen, güzellik için acıyı göze almış ve o da vücuduna ceylan figürü işletmiş.


‘’Çocukluk işte biz de özenirdik. Ben ve yaşıtlarım gizli gizli nasıl yapıldığını izleyip sonradan birbirimize yapardık. Çok acı veriyordu, kanıyordu bir hafta acısından uyuyamadığımı hatırlıyorum ama sonucunda çok güzel olacağımızı düşündüğümüz için acısı umurumuzda olmazdı. Ceylanların üzerindeki şekillerden yapardık tıpkı ceylan gibi güzel görünelim diye. Kuşların üzerindeki şekillerden de yapardık kuşlar gibi özgür ve güzel olmak istiyorduk. Her nakış benzemek istediğimiz güzel hayvanlara, yaşamak istediğimiz hayatlara, doğada gördüğümüz güzelliklere yani isteğe göre yapılırdı.


Dursun, deq için ‘’ Bizim kimliğimiz gibi bir şeydi’’ diyor ve birçok genç kızın nazardan korunmak adına vücuduna bu işlemi yaptırdığı bilgisini ekliyor.







211 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör